|
Türkiye Büyük Millet Meclisi toplandıktan sonra 2 Mayıs 1920 yılında
"Büyük Millet Meclisi İcra Vekillerinin Suret-i İntihabına Dair Kanun"
çıkartılarak 11 kişilik İcra Vekilleri Heyetine Şer'iyye ve Evkaf Vekaleti
de alınarak vakıf işleri bu Vekâlet tarafından yürütülmüştür. Şer'iyye ve
Evkaf Vekaleti'nin 3 Mart 1924 gün ve 429 sayılı Yasa ile kaldırılmasıyla
görevleri Başbakanlığa bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilmiştir.
Vakıflar İdaresinde asıl değişiklikler, 5 Haziran 1935 tarihinde yürürlüğe
giren "2762 sayılı Vakıflar Kanunu" ile yapılmıştır. Bu Kanunun 1. maddesine
göre vakıflar; yönetim biçimine göre, Mazbut, Mülhak, Cemaat ve Esnafa
Mahsus Vakıflar olmak üzere üç kategoride toplanmıştır.
1- Mazbut Vakıflar: Vakfı idare edenin soyu tükenip, 10 yıl idarecisiz
kalması, Kanunen veya fiilen hayrî hizmeti kalmaması üzerine, idaresi
doğrudan Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlanan vakıflardır. Bu vakıfların tüm
iş ve işlemleri Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülür. Bu vakıfları
Vakıflar Genel Müdürlüğü temsil eder.
2- Mülhak Vakıflar: Soydan gelenlere şart edilmiş, mütevellilerince idare ve
temsil edilen tüzel kişiliğe haiz vakıflardır. Vakıf senedinde yazılı
şartlara göre vakfın evladından olan mütevellilerce idare edilir ve Vakıflar
Genel Müdürlüğünce de denetlenir.
3- Cemaat ve Esnafa Mahsus Vakıflar: Cemaat ve esnafa mahsus vakıflar,
bunlar tarafından seçilen kişi veya kurullarca yönetilir. İlgili Makamlarla
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından teftiş edilir ve denetlenir.
Türk Medenî Kanununa Tâbi Yeni Vakıflar: Cumhuriyetin kurulmasından sonra,
şahısların isteği üzerine, bağımsız mahkemeler tarafından kurulup, Vakıflar
Genel Müdürlüğü tarafından kuruluş senedine uygunluk yönünden denetlenen
vakıflardır.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün, 21.5.1970 tarihli 1262 sayılı Kanunla sınaî,
ticarî, ziraî yatırımlara girmesi sağlanmış; 8.6.1984 tarihli 227 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ile de bazı birimlerin ismi değişerek, devlet
standardı içindeki yerine oturmuştur.
Vakıflar Genel Müdürlüğüne bir görev olarak tevdi edilen vakıf eski
eserlerimizi korumak, kollamak, gelecek nesillere ulaştırma görevi, bu
eserlerin bütün insanlığın kültürel mirası olduğu düşünüldüğü zaman, başta
mülkî amirler, belediyeler olmak üzere bütün vatandaşlarımız tarafından top
yekûn korunması gereken eserlerdir. Tarihimizin ve kültürümüzün bir parçası
olan vakıf eserlerin korunması, bir kurum ve kuruluşa emanet edilemeyecek
derecede ortak sorumluluk gerektirmektedir. Fert fert bu sorumluluğu
paylaştığımız taktirde, tarihi vakıf eserlerimiz sonsuza kadar yaşayacaktır.
|