|
Yazar Administrator
|
|
Monday, 03 November 2008 |
|
Neden Sendika?
|
|
Demokratik ve Sosyal Hukuk Devleti olmanın en önemli göstergelerinden
biri de örgütlenme özgürlüğüdür. Çağımız örgütlü toplum çağıdır. Ancak
örgütlü toplumların sesi duyulmaktadır. Onun için "hak verilmez alınır"
deniyor ve yine; hak, haklı olana değil, güçlü olana veriliyor. Örgütlü
topluluk sayıca az da olsa örgütsüz çoğunluğa hükmediyor ve onu idare
ediyor. Çağdaş demokrasi, her şeyi devletten bekleme anlayışı yerine, hukuk
dahilinde haklarını arayarak, bilinçli örgütlenmeyi, daha değişik ifade ile
sivil toplum örgütlerini kurmayı gerektiriyor.
Minber ve kürsülerden "Birlikten kuvvet doğar", "Allah'ın Rahmeti cemaat
üzerindedir", "Allah'ın dinine birlikte sarılın ve ayrılığa düşmeyin" vb.
söylediğimiz mutlak doğruları önce bizim yapmamız gerektiğine inanıyoruz.
Aksi halde "Yapmadıklarımızı niye söylüyoruz" ilahi sualine muhatap oluruz.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın varlığının ve din hizmetlerinin devlet eliyle
verilip verilmemesinin tartışıldığı ortamda sessiz kalmamız doğru değildir.
Siyasi literatürümüzde meselelerin çözümünde "Taşın altına elin sokulması"
gereğinden söz edilir. Başta kendi sorunlarımız olmak üzere ülke ve toplum
sorunlarının çözümü için elimizi taşın altına birlikte koymamız lazım. Bu
pasif değil, aktif vatandaş olmak demektir.
Burada bir gerçeğin altını birlikte çizelim: Ülke ve toplum sorunlarıyla
ilgilenmeyen insan zararsız değil, yararsız insandır. Biz din görevlilerinin
yararlı insan olduklarını, ülkeyi ve milleti herkes gibi, hatta daha çok
sevdiklerini aydın ve önder olduklarını iddia ediyoruz.
DİYANET-SEN
|
|